
Türkiye'de Yetiştirilenler Üzüm Çeşitleri
Bölgeler
Marmara Trakya Pinot Noir
Adakarası
Papazkarası
Semillion
Kuntra
Gamay
Karalahana
Cinsault
Ege Bölgesi Carignane
Çal Karası
Merlot
Cabernet Sauvignon
Alicante Bouschet
Karadeniz Bölg. Öküzgözü
Boğazkere |
İç Anadolu Bölg. Kalecik Karası
Papazkarası
Dimrit
Akdeniz Bölg. Sergi Karası
Burdur Dimriti
Doğu Anadolu Bölg. Öküzgözü
Boğazkere
Güneydoğu Anadolu Bölg. Horoz Karası
Öküzgözü
Boğazkere
Sergi Karası
Marmara Trakya Clairette
Chardonnay
Riesling
Semillion |
Beylerce
Yapıncak
Vasilaki
Ege Bölg. Semillion
Bornova Misketi
Karadeniz Bölg. Narince
İç Anadolu Bölg. Emir
Hasandede
Akdeniz Bölg. Kabarcık
Dökülgen
Doğu Anadolu Bölg. Narince
Kabarcık
Güneydoğu Anadolu Bölg. Dökülgen
Kabarcık
Rumi |
Papazkarası
Kırklarelinde yetişen çok kaliteli bir şaraplık üzümdür. Aynı zamanda
iyi bir sofralık üzümdür. Taneleri iri ve yuvarlak, rengi mavi-siyah,
kabuğu kalındır. Şarabının alkol miktarı % 11-13 ve asit miktarı litrede
5-7 gramdır.
Öküzgözü
Elazığ'da yetişir. Çok iyi kalite şaraplık üzümdür. Tekel'in Elazığ'daki
fabrikasında Boğazkere üzümleriyle karıştırılarak, Buzbağ şarabının
üretiminde kullanılır. Taneleri iri ve yuvarlak, koyu siyah renklidir.
Kabukları orta kalınlıkta olup bol şıralıdır. Aynı zamanda iyi bir
sofralık üzümdür. Şarabının rengi güzel kırmızı menekşedir. Tadı dolgun
ve aromalıdır. Alkol miktarı, % 12.5 - 13.5, asit miktarı ise litrede 5
gramdır.
Boğazkere
Elazığ'da yetişir. Taneleri orta büyüklükte yuvarlak ve kalın
kabukludur. Tek başına işlendiğinde elde olunan şarap çok buruk, kaba ve
ağır olur. Bu nedenle Öküzgözü üzümü ile birlikte işlenir.
Kalecik Karası
Ankara'nın Kalecik ilçesinde yetişir. Çok iyi kırmızı şaraplık olan bu
üzümün günümüzde Trakya'da yayılmasına çalışılmaktadır. Taneleri
yuvarlak, siyah mavi renkte ve kalın kabukludur. Şarabı koyu kırmızı
renkli, dolgun ve aromalıdır. Alkol miktarı %12 - 14, asit miktarı ise
litrede 4-7 gramdır.
Horoz Karası
Kilis yöresinde yetişir. Taneleri koyu renkli ve tanence zengindir.
Şarabı %13 - 16 alkol ve litrede 6-8 gram asit içerir.
Ada Karası
Marmara'da Avşa adasında yetişir. Taneleri, iri kalın kabuklu ve
serttir. Şarabının alkol miktarı ortalama % 12, asit miktarı ise litrede
6-7 gramdır.
Çal Karası
Denizli'nin Çal kazası çevresinde yetişir. Çok iyi kalite şaraplık
üzümdür. Şarabının alkol miktarı % 12 - 13, asit miktarı ise litrede 57
gramdır.
Merlot
Merlot, özellikle Fransa'nın Bordeaux bölgesinde Cabernet Sauvignon'dan
daha geniş bir alanda yetiştirilen başlıca üzüm çeşididir. Cabernet
Sauvignon, zengin tanenli sertliğiyle seçkin Medoc bölgesi şaraplarının
belkemiğini oluştururken, Merlot, Cabernet'in sertliğini yumuşatır ve
şaraba biraz daha dolgunluk verir. Merlot, Pomerol bölgesi sayesinde
"dolgun" şarap ve St-Emillion sayesinde ise "Bordeaux'nun baştan
çıkarıcı Bourgogne'u" olarak isim yapmıştır. Merlot daha yumuşak olduğu
için, Cabernet Sauvignon kadar hayranı yoktur.
Merlot, Cabernet Sauvignon'dan daha büyük ve ince kabukludur. Şarabı
normalde zengin alkollüdür ve ölçülü bir tanen içeriği vardır. Merlot
şarapları zengin yapılı olmalarına rağmen yumuşaktırlar ve ilk andan
itibaren iyi bir içimleri vardır. Aynı Rhone vadisinin güneyinin
Grenache'ı gibi genç Merlot şaraplarının açık erguvan kırmızılığı, kadeh
kenarlarında kahverengi bir renk alır; ve bu kendine has özellikleri
sayesinde genelde diğer şaraplardan ayırt edilebilirler. Merlot'ya
çoğunlukla St-Emillion'da rastlanır ve burada şırada yarıdan üçte ikiye
kadar değişen oranlarda bulunur. St-Emillion'da yapılan şarapların geri
kalan kısmı genelde Cabernet Franc üzümlerindendir. Cabernet
Sauvignon'un toprağımsı sertliğini hiç göstermeyen, tatlı, yumuşak,
meyve kokulu aroması, bu bölge şaraplarında güzel bir şekilde kendini
gösterir. Kısa bir eskitmeden sonra, hafif parçalanmış zahirenin unumsu
kokusu, kesilmiş otların ya da mantarların
bitkisel kokusunu çağrıştıran bir köy evi kokusu alınabilir. Pomerol'da
üretilen şaraplar, tereyağı ve kaymak kokusunu çağrıştırırlar. Bu
şarapların en az üçte ikisi Merlot'dur, geri kalan kısım ise yine
çoğunlukla Cabernet Franc'tır.
Merlot'un tadı bir Cabernet'ten daha yumuşak, daha ılık (yani genelde
daha alkollü) ve daha tatlıdır. Yapıları daha yumuşak ve düzdür. Merlot
üzümlerinin en dolgun şarapları, özellikle Pomerol'ler, neredeyse
çikolata tadındadırlar ve egzotik bir bahar kokusu saçarlar. Çok farklı
rekolteler, Merlot'un karakterini belirlemede bir sorundur. Rekolte eğer
çok fazla olursa, şarapları su katılmış gibi ve ifadesiz olur.
Syrah
Syrah, en değerli kırmızı üzüm çeşitlerinden birisi olmasına rağmen,
kaliteli şaraplarının üretildiği alan, sadece Fransa'da Rhone vadisinin
kuzeyi, Avustralya'nın bir bölümü ve Kaliforniya'nın küçük bir
bölgesiyle sınırlıdır. 19. yüzyıl ortalarında, Rhone vadisinin kuzeyinde
üretilen şarapların en iyi Bordeaux veya Grand-Cru-Bourgogne'larla eş
değerde tutulmasına rağmen, üretiminin belirli bölgelerle sınırlı
kalması şaşırtıcıdır. Syrah'tan üretilen iyi şaraplar günümüzde de
Cabernet Sauvigon veya Pinot Noir şarapları kadar değerli sayılıyor. Çok
iyi Syrah şaraplarının sayıca az olmasının nedeni, seyrek dikilmesi
olabilir. Syrah,
büyük bir talep yaratabilecek kadar iyi tanınmamaktadır. Kuzey Rhone
şarapları her geçen gün modernleşmektedir. Avustralya'da Syrah'a Şiraz
denmektedir. En iyi Avustralya Şiraz'ları da hakkıyla seçkin şaraplar
arasında görülür. Syrah, Cabernet Sauvignon'un dünyayı istila edercesine
yayılmasını yavaşlatabilecek ve hatta ilgiyi kendine çekebilecek üzüm
çeşitlerinden birisidir.
Kuzey Rhone bölgesinin küçük, kalın kabuklu Syrah üzümlerinden alkol,
tanen ve asiti bol şaraplar üretilir. Bol tanen ve yüksek derecedeki
asit miktarı,
profesyonel tadımlarda hemen göze çarpar. Nebbiolo şarapları da benzer
özelliklere sahipse de daha buruk ve zengin gövdelidirler. En iyi Syrah
şarapları, Hermitage tepelerinden ve 50 km daha kuzeydeki Cote-Rotie'nin
dik yamaçlarında yetiştirilen üzümlerden yapılır. Apellation yasaları
Hermitage için %15 beyaz üzüme izin verse de, kırmızı Hermitage her
zaman sadece Syrah'tan yapılır. Bu şaraplar koyu erguvan rengindedir.
Genç bir Syrah kokusu, karabiber ve mineral kokusunu çağrıştırır; ayrıca
yıl sıcak geçmişse, bu kokuya frenküzümü kokusu da katılır. Hermitage,
kıvamlılığına ve yüksek tanen içeriğine rağmen; uzun süreli ve eşit
miktarda her yönde yayılan baharat, mineral ve is çağrışımlı, frenküzümü
tadında şaşırtıcı, zarif ve dengelidir. Bu şaraplar, Cote-Rotie'lere
göre daha aromalı, taneni ve asidi daha belirgin, daha buruk ve daha
meyvemsidir. En az on - onbeş yıl şişede bekletilen olgun şarapları çok
güzel bir keskinlikte, yumuşak ve tatlı bir frenküzümü kokusuna
sahiptirler; daha oldukça gençken bile hiç beklenmeyecek derecede
dengeli bir tatları vardır. Jaboulet'in La Chapelle'i ve Chave'nin
şarapları Hermitage'ın en önemli ve dünyaca tanınmış şaraplarındandır.
Cote-Rotie şarabında, Syrah'ın, Viognier beyaz üzümleriyle en fazla %20
oranında harmanlanmasına izin verilmiş olsa da, genelde Viognier oranı
%20'nin çok altında kalır. Zaten tüm Apellation'da Viognier sadece
%5-6'lik bir alanda dikilidir. Hermitage'lardan genelde daha açık renkli
olan Cote-Rotie şarapları, Viognier ile karıştırıldığında daha da açık
renkli olurlar. Bu şarapların daha yumuşak kokusu, is ve sanki
kızartılmış veya hafif yanmış bir şeyi çağrıştırır. Olgun bir
Cote-Rotie'nin ateşli ve canlı, ama kesinlikle rahatsız etmeyen bir tadı
vardır. Bu tat, Hermitage'dan daha lezizdir ve baharatımsı özelliğiyle
yayılması, en iyi Bordeaux ve Bourgogne'ların kompleksliğiyle boy
ölçüşebilir. Guigal, önde gelen üreticidir ama Pierre ve Gilles Barge,
Rostaing, Champet, Jasmin ve
Jaboulet'in Cote-Rotie Les Jumelles'i de tavsiye edilebilir.
Hasandede
Ankara ilinin Keskin.Hasandede çevresinde bağların çoğunluğunu bu üzüm
oluşturur. Taneleri yuvarlak, orta irilikte, bol şıralı
ve ince
kabukludur. Bu üzümden elde olunan şaraplar % 11-13 alkol ve litrede 4-7
g asit içerir. Şarabının rengi sarı veya sarı-yeşildir. Tadı dolgun ve hafif bukelidir.
Narince
Tokat'ta yetişen bu üzüm dömisek (yarı sek) şaraplar için uygundur. Sek
şarapları % 12-13 alkol ve litrede 5 g asit içerir. Şarabının rengi
güzel sarı, tadı dolgun ve bukelidir.
Misket
İzmir'de yetişen bu üzümün taneleri orta büyüklükte ve yuvarlaktır.
Olgun üzümlerin rengi kırmızıya çalar. Şırası fazla değildir. Misket
üzümü karakteristik misket tat ve kokusuna sahiptir. Sek ve tatlı misket
şarabı (Mistel) yapılır. Bu tatlı şaraplar koyu sarı veya esmer sarı
renklidir. tatlı misket şaraplarında kuvvetli misket aroması bulunur.
Üretim şekli nedeniyle içerdiği alkol tamamen katılan alkolden oluşur.
Fermantasyon olmadığından üzümdeki % 17-22 şeker olduğu gibi şaraba
geçer. Bu şarapların alkol miktarı % 16, asit miktarı litrede 3 g
civarındadır.
Emir
Nevşehir, Niğde ve Ürgüp çevresinde yetişen bu üzümün taneleri
yeşil-kehribar renkli, sivri yapıda ve kabuğu orta derecede kalındır.
Şarabı aromalı olup % 11-13 alkol ve litrede 4-5.5 g asit içerir.
Dökülgen
Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş çevrelerinde yetişir. Taneleri orta
büyüklükte, kabuğu orta kalın ve dumanli görünüştedir. Şarabı % 14 alkol
ve litrede 5 g asit içerir. İyi bir konyaklık şarap olup, vermut temel
şarabı olarak da uygundur.
Beyaz Sek Şaraplar
Bir şarap üreticisinin vermesi gereken en önemli karar, bağ bozumunun ne
zaman yapılacağıdır. Üretilen şarabın kalitesi, üretim teknikleri ne
kadar iyi olursa olsun, toplanan üzümlerin kalitesine ve özelliklerine
bağlıdır. Serin iklime sahip bölgelerde, üzümler, iklim nedeniyle yavaş
yavaş olgunlaştığı için, şarap üreticisi, üzümlerin kış gelmeden tam
olarak olgunlaşamaması sorunuyla karşı karşıyadır. Yüksek bir alkol
derecesine ulaşabilmek için tam olgunlaşmamış üzümlerden elde edilen
şıraya, şeker katılabilir (chaptalisation) veya gereğinden çok fazla
ekşi (asitli) olan üzüm suyunun ekşiliği alınabilir (asitliliği
giderilebilir), ama tatdaki bir eksilik telafi edilemez. Üzümlerin
olgunlaşmaması ve yeterinden az şeker içermesi sorunu, sıcak bir iklime
sahip bölgelerde yaşanmaz. Ama, aşırı sıcaklardan dolayı meyvelerin
normalden daha çabuk olgunlaşmaları sonucu, bu üzümlerin de tadında ve
aromasında bir eksiklik olabilir. Her şeyde önce, olgun üzümlerde yeteri
derecede asit olmalıdır. Serin bölgelerde, nasıl üzümün asitliliği
giderilebiliyorsa, sıcak bölgelerin üzümlerinin de asitsizliği
giderilebilir. Ancak, şaraba sonradan katılan asit genelde
farkedilebilir. Özellikle sitrik asit kullanıldığında, şaraba hafif bir
limon tadı vurur. Sıcak bölgelerde bu sorunu önlemenin bir yolu, ürünün
bir kısmını erkenden, üzümler henüz bol miktarda asit içerirken
toplamak, iki üründen ayrı ayrı şarap yapmak ve sonra da bunları
karıştırmaktır.
Şarap üreticisi, bağ bozumundan şişe dolumuna kadar, özellikle şıra
ve şarabın oksitlenmemesine dikkat etmelidir. Sıcak iklime sahip
bölgelerde oksitlenme tehlikesi daha büyüktür, çünkü sıcaklık
yükselmesiyle birlikte oksitlenme olasılığı artar. Sıcaklık kontrolü,
bugünlerde bir slogan haline gelmiştir.
Ezme işlemi
Bu işlem sırasında suyun iyice çıkarılabilmesi için sadece üzüm taneleri
patlatılır, yani kabukları açılır. Cenderedeki asıl sıkmadan önce üzüm
tanelerinin kabuklarının açılmasıyla çıkan ve süzülen şıra bazen bir iki
gün ağzı kapalı bir kapta bekletilir. Bu süre içinde kabuğun hemen
altında bulunan aroma ve tat maddeleri üzüm suyuna geçerler. Bu da
şaraba, sınırlı bir "cibre mayalanmasının" (mazeration) göstereceği gibi
bir etki eder. Sıcaklık, mayalanmanın başlamaması için düşük
tutulmalıdır. Ayrıca oksitlenme olmaması için üst bölüm bir asal gazla
kaplanır (asal gaz kimyasal tepkimeye girmeyen gazdır). Uzun süren yoğun
bir temas olursa, üzüm suyuna tanen de geçer ve sonuçta şarabın tadı
hafif buruklaşır.
Sıkma işlemi
Üzüm cendereye konulduğunda suyunun üçte biri kendiliğinden süzülür,
diğer bir üçte bir de hafif bir sıkmayla elde edilebilir. Bu şekilde
sıkılan üzüm
suları, şarap yapımı için en makbul kısımdır ve genellikle de ayrı
mayalandırılır. Sıkmaya devam edildiğinde, hafif tanenli ve buruk bir su
çıkar. Bu son sıkmada kabuklardaki tanenler de üzüm suyuna karışır. Bu
son çıkan sudan ya ayrı bir şarap yapılır ya da diğer iyi şıraya biraz
biraz karıştırılır.
Şıra (üzüm suyuna bu aşamada verilen ad) serinde bir süre dinlendirilir.
Dinlendirilen şıra böylece durulur ve gerekiyorsa bu aşamada asit
içeriği,
asit katılarak dengelenir. Bu işlemlerden sonra fermantasyon başlar.
Sıcaklık ve Soğuk Fermantasyon
Beyaz şaraplar, çok hızlı ve yüksek sıcaklıklarda
fermantasyona tabı tutulursa çok fazla karbondioksit ve bunu sonucu
olarak da aroma maddelerinin bir miktarını kaybeder. Ağır ve yavan
olmaları en kötü olasılıktır. Soğuk fermantasyon, sıcaklığın, 10-15 C
veya biraz daha aşağısında sabit olarak tutulmasıyla gerçekleşir. Çok az
miktarda karbondioksit kabarcıklarının çıktığı ve bu sayede uçucu aroma
maddelerinin kaybolup gitmediği, çok yavaş bir süreç olan soğuk
mayalanma, oldukça basit bir yapıya sahip, hafif, beyaz sek şarapların
yapımında önemli bir tekniktir. Ayrıca düşük sıcaklıklarda, maya, çok
çeşitli meyvemsi ve temel aroma maddelerinden üretir. Soğuk
fermantasyona tabi tutulmuş şaraplar bu yüzden genellikle taze,
ferahlatıcı, meyvemsi ve aromatik olurlar. Soğuk fermantasyon ile
yapılmış şarapların olumsuz bir yönü, nerede yapılırlarsa yapılsınlar,
tatlarının oldukça benzer olmasıdır. Bir çok ağır,
beyaz sek şarap (örneğin Bourgogne ve Alsace'dan) daha fazla kuru özüt
içerir. Bu şarap, 18-20 C arasında daha yüksek bir fermantasyon
sıcaklığına
gereksinim duyarlar.
Malolaktik Fermantasyon
Şaraptaki malik asit, alkolik fermantasyondan sonra
gerçekleştirilebilen malolaktik fermantasyon yardımıyla tam veya bir
parça ayrıştırılabilir. Bu işlem sonucunda malik asit, laktik asite
dönüşür. Aside ihtiyacı olan şaraplar için ise malolaktik fermantasyonun
gerçekleşmemesi için önlemler alınır. Aynı önlemler, genç içilen ve
temel aroma maddelerine ihtiyaç duyan şaraplar için de alınır. Şişelerde
eskitilmesi düşünülen beyaz şaraplar için malolaktik fermantasyon
genellikle desteklenir, uygun görülür. Malolaktik fermantasyon sonucunda
temel aroma maddelerinden kaybeden bu şaraplar, fıçı ve/veya şişede
bekletilmelerinden dolayı elde ettikleri buke sayesinde bunu az çok
telafi etmiş olurlar. Fermantasyondan (veya fermantasyonlardan) sonra
dinlendirilen şarap durulur ve filtrelendikten hemen sonra şişelere
doldurulur. Eskitilmek için ayrılan şaraplar, şişelenmeden önce
genellikle meşeden yapılan tahta fıçılarda olmak
üzere uygun kaplarda depolanır ve belirli bir süre bekletilir
(olgunlaştırılır).
Beyaz Tatlı Şaraplar
Beyaz tatlı şaraplar, "artık tatlı"da denilen mayalanmamış
şeker içerirler. Yarı sek şarapların litresinde bir kaç gram olan artık
şeker içeriği, Alman Beerenauslese, Fransız Sauternes ya da
Kaliforniya'dan Late-Harvest gibi çok tatlı şaraplarda yüksek miktarda
bulunur. Prensipte beyaz tatlı şarapların üretimi, tatlılığı veren
fazladan bir kaç işlem hariç, beyaz sek şarapların üretiminden farklı
değildir. Şarabı tatlandırmak için değişik olasılıklar vardır:
Sek fermantasyon ve tatlı rezervleri eklenmesi Almanya'da
geliştirilen bu yöntem sayesinde üretici, şarabı istediği her seviyede
tatlandırabilir. Bu yöntemde tatlandırma, sek şaraplara şişelere
doldurulmadan hemen önce tatlı rezervleri eklenilerek gerçekleştirilir.
Tatlı rezervi, sterilize filtrelenmiş ve mayalanmasının önlenmesi için
basınç altında, çok soğukta depolanmış üzüm şırasıdır.
Alkol Fermantasyonunun Durdurulması
Doğal olarak çok yüksek bir miktarda şeker içeren üzümlerde alkol
fermantasyonu, şekerin tümü alkole dönüşmeden durdurulabilir. Bu amaçla
kullanılan en kötü yöntem, yüksek dozda kükürt dioksit katılarak mayanın
etkisiz hale getirildiği yöntemdir (alkol yaklaşık 15-16º ye ulaştığında
fermantasyonun çoğu kendiliğinden durur, çünkü alkol maya için bir
antiseptiktir). Her geçen gün daha seyrek uygulanan bu yöntem, ne yazık
ki, henüz ortadan tam kalkmamıştır. Mayanın etkisiz hale getirildiği
şarabın soğutulması, bugünlerde geçerli ve yaygın olan yöntemdir. Şarap
soğutulduktan sonra maya, sentrufijlenir ve sterilize fıltrelemeyle
alınır. Sadece bir miktar fermantasyon elde etmenin bir yöntemi de
damıtılmış alkol eklemektir. Alkollendirme denilen bu yöntem sayesinde
maya yine mayalanmaya son verir. Bu şekilde yapılan şaraplar alkollenmiş
ya da kuvvetlendirilmiş olarak adlandırılır. En iyi beyaz tatlı
şaraplar, asil küflü (Botrytis cinerea) üzümlerden elde edilir.
Asil Küf
Asil küf için gerekli koşul, tam olmuş üzümlerin hala sağlam
bir kabuğa sahip olmasıdır. Aksi halde, üzüm suyu havanın etkisiyle
sirkeleşir ve bu durumda çürükler değerli değil, tam tersine, sıradan ve
değersiz olurlardı. Sonbahar havası, küf mantarlarının gelişip
yayılabilmesi için ara sıra sisli ve nemli, sıvıların buharlaşıp ve üzüm
suyunun yoğunlaşabilmesi için de ara sıra güneşli ve ılık olmalıdır.
Bu hava koşulları özellikle ırmak geçen vadilerde görülür. Geceleri
sonbahar sisi yükselir ve sabahın geç zamanlarına kadar bağların
üzerinde kalır. Öğle sıralarında dağılan sis, parlayan güneş ve mavi
gökyüzüne yer açar. Asil küfün en iyi oluştuğu bağlar Fransa'da; Garonne
ırmağı kıyılarında Sauternes ve Barsac'ta, Anjou'da Layon kıyılarında
Quarts-de-Chaumes ve Bonnezeaux'da, Macaristan'da Bodrog kıyılarında
Tokaj'da, Almanya'da Ren kıyılarında ve
Mosel bölgesinde, Avusturya'da Neusiedler gölünün doğu kıyılarında
bulunur. Kaliforniya ve Avustralya'da ısı yalıtımlı binalarda, raflara
serilmiş (asılmış) olgun üzümlerin üzerlerine mantar sporları serpilir.
Bu yöntem, küfler üzerinde kesin bir kontrol sağlar.
Küflenme işlemi
Sporlar, üzüm kabukları üzerine yerleşirler ve mikroskopik bir boyutta
küçük yaralamalarla üzüm tanelerinin içlerine geçerler. Oluşan
açıklıklar, mantar
misellerinin girip çıkabilecekleri kadar büyük, ama havanın üzüm suyuna
etki edebileceği, zarar verebileceği kadar büyük değildir. Sporlar, üzüm
tanesi içerisinde şeker ve özellikle asitlerle beslenirler. Aynı zamanda
yeni, yoğun tatlar içeren bileşimler oluştururlar. Bu durumda şeker ve
asit içeriği azalır, ama su buharlaşması sayesinde şarabın asidi dışında
bütün tat bileşenleri yoğunlaşırlar. Almanların Beerenauslese veya
Trockenbeerenauslese, Tokaj'ın Esszencia gibi en tatlı şaraplarının
şırasındaki şeker içeriği o kadar yüksektir ki maya hemen hemen hiç etki
edemez. Mayalanma aylarca sürebilir, ve bunu sonunda bile şarap en
yüksek 6-8° alkol seviyesine ulaşabilir.
Çürükler, bağların her yerinde aynı oranda gelişmedikleri için
ardarda toplanmalıdırlar. Hatta, en zarif şarapların yapıldığı asil
küflü üzümler tek tek toplanır. Bu, şarabın üretimini çok pahalandırır.
Fakir bir konsantrasyon, şarabı sadece daha kalın ve tatlı yapar. Buna
gerçekten de Botrytis cinerea gelişimi için nem oranının uygun olmadığı
yıllarda rastlanılır (1978 Sauternes - Yquem ve Guiraud bu duruma iyi
bir örnektir). Şaraba son egzotik koku ve heyecanlandırıcı tadı veren,
Botrytis cinerea sayesinde oluşan yeni bileşimlerdir. Son diyoruz, çünkü
Botrytis şişede de gelişmeye devam eder ve genç şaraplara bal, arpa
şekeri aromasını ve balmumuna benzer yumuşaklığını verir. Ama şarap
olgunsa (örneğin iyi bir bağbozumunun on yaşına gelmiş şarabı), bukesi
yoğun ve ısrarlı olur. Bu, kavrulmuş kabuklu çerez ve hindistan cevizi
kokusunu çağrıştırmakla birlikte, bazen bir de çok hafif bir bitkisel
koku hissedilir.
Asil küflü üzümlerden yapılmış olgun bir şarabın, zengin ve tatlı
tadı, kendine has, daha zarif ve baharatlılık açısından da ilginçtir.
Fransa'nın Loire bölgesinden bir Quarts-de-Chaumes veya Bonnezeaux'da
daha hafif, canlı ve baştan çıkarıcı bir biçimde görülebilen bu
özellikler, yanmış karamel ve tereyağı kokusunu çağrıştıran Macar Tokaj
şaraplarının bukesine hoş bir özellik verirler ve Almanların kalite
şarapları Auslese ve Beerenauslese'lerin olgun Riesling'lerinde
şiddetli, yağımsı kokusunu tamamlarlar.
Asil küfün etkisini en iyi Sémillon (Bordeaux, Avustralya), Riesling
(özellikle Almanya'dan), Chenin Blanc (Loire-Fransa),
Furmint(Macaristan), ara sıra Gewürztraminer (Alsace) üzümlerinden
yapılan şaraplarda görebilir, koklayabilir ve tadabilirsiniz.
Bağ Bozumu
Hem beyaz, hem de kırmızı şaraplar için geçerli olan bir kural vardır:
Şaraplar, üretimlerinde kullanılan üzümler kadar iyi olabilirler. Bağ
bozumu zamanının kırmızı üzümlerde çok fazla bir belirleyiciliği
olmamakla birlikte şarabın stiline bir etkisi olur. Üzümler ne kadar
erken toplanırsa, şarapta o kadar az şeker, renk maddeleri ve olgun
tanen, bunlara karşın o kadar da fazla asit olur. Erken toplanan
üzümlerden yapılan şaraplar, daha hafif, ferahlatıcı ve açık renkli
olur. Üzümler, serin geçen bir senede daha seyrek ve ham olur. Geç
toplanan üzümlerden ise daha fazla alkol, renk maddeleri ve tanen
içeren, daha zengin şaraplar üretilebilir. Üzümler, çok geç
toplandığında şarabın çok az bir miktarda asit içerme ve marmelatımsı
tatma tehlikesi vardır.
Bağ [Kökeni: Farsça]
[Türü: İsim] Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası
Deyimler:
bağ bozmak: bağın üzümlerini toplamak
bağ budamak: bağdaki üzüm kütüklerini budamak
bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun: kişi, karşılık beklediği işten
istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.
Şarap [Ön ek: -bi][Kökeni: Arapça]
[Türü: İsim] Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle
mayalandırarak
elde edilen alkollü içki
Cibre* elde edilmesi
Üzümler toplanır toplanmaz suları sıkılır. Sıkma işlemi ne kadar yumuşak
yapılırsa o kadar iyi olur. Her türlü sert işlem, şarabın da sert ve
fazla tanenli olmasına yol açar. Sıkılan üzümler, bu aşamada saplarından
tamamen ayrıştırılabilir ya da eğer üzümlerde (yani kabuklarında)
yeterli tanen olmadığı düşünülüyorsa, tanen miktarını artırmak için
sapların bir kısmı, cibrede bırakılabilir.
*Cibre [Okunuşu: ci'bre][Kökeni: Yunanca]
[Türü: İsim] Suyu suyu alınan üzüm ve başka meyvelerin posası
kaynak: TDK
Alkol fermantasyonu
Kırmızı şaraplar, renk maddeleri ve tanenlerin çıkabilmelerine yardımcı
olmak için genellikle 25-30º C arası sıcaklıklarda, yani beyaz
şaraplardan oldukça ılık ortamlarda fermantasyona tabi tutulur yani
mayalandırılır. 30º C üzerindeki sıcaklıklarda fermantasyonun durması
tehlikesi vardır, çünkü maya için çok sıcak olabilir, ya da yapılan
şarap kaynatılmış gibi tadabilir. 20º C altında soğuk bir fermantasyon
(mayalanma) olanaklıdır, ama adet değildir. Tanen, oksitlemeyi önlediği
için, kırmızı şaraplar açık kaplarda oksitlenmeden mayalandırılabilir.
Fakat bu yönteme her geçen gün daha az başvurulmaktadır.
Şeker eklenmesi (chaptalisation)
Yapılan şarabın tadının dengeli olması için biraz daha fazla alkole
gerek olduğu düşünülüyorsa, fermantasyon işleminin başlarında şeker
eklenmelidir.
Fermantasyon kaplarındaki süreç
Üzüm kabuklarının ne kadar bir süre şıra içinde bırakılacağı, üzüm
çeşidine ve amaçlanan şarap stiline bağlıdır. Cabernet Sauvignon, Pinot
Noir, Syrah,
Nebbiolo gibi kırmızı üzüm çeşitleri, kabukları yüksek kalitede tanen
içerdiklerinden ve aroma maddeleri açısından zengin olduklarından dolayı
değerlidir. Bu çeşit üzümlerle yapılan, uzun süreli bir "cibre
fermantasyonu" (mazeration) şarabı genelde olumlu bir şekilde etkiler.
Cinsaut ve Malbec gibi üzüm çeşitleri, kabuklarındaki tanen ve aroma
maddelerinin o kadar kaliteli olmamasından dolayı sıradan olarak
nitelendirilir. Şarap, üzüm kabuklarıyla çok uzun bir süre birlikte
tutulursa, kabuklardan, hoş olmayan, kaba taraflar da alınır ve bunun
sonucunda da şarap, ham, acı ve sert olur.
Şıranın kabuklardan üç veya dört gün sonra ayrıldığı kısa bir "cibre
fermantasyonu" (mazeration) işleminin sonunda, genç ve yumuşak bir şarap
elde edilir. Fazla tanen içermeyen bu şarapların, renk maddeleri boldur,
çünkü renk maddeleri, fermantasyon işleminin hemen başında, yani
tanenden çok önce şıraya geçerler. Roze şaraplar, üzüm kabuklarıyla
genellikle 24 saatten daha az bir süre bekletilirler. Sonra da, aynı
beyaz şaraplar gibi fermantasyona devam edilir. Ölçülü bir miktarda
tanen içeren ve orta dayanıklılıkta olan, yani belirli bir süre
saklanabilen Bourgogne'lar gibi şaraplar, fermantasyon kabında altı ile
sekiz gün arası kalmaya gereksinim duyarlar. Tanen açısından zengin,
uzun bir süre depolanmak için ayrılmış şaraplar, üzüm kabuklarıyla 10
günle 20 gün arası ve hatta bazen daha uzun bir süre bekletilirler.
Posanın sıkılması
Alkol fermantasyonundan sonra kalan salkım sapları, kabuklar ve
çekirdeklere posa denir. Posa içinde kalan bir miktar şarap, posanın
yeniden ezilip,
sıkılmasıyla elde edilir. Bu işlem sonucunda, toplamın yüzde 10-15'i
kadar bir miktar şarap elde edilir. Bu son sıkılan şarapta, asit hariç
herşeyden (renk, tanen, tat) çok yoğun ve çoğunlukla rahatsız edici bir
miktarda bulunur. Bu şarap, ilk sıkmada elde edilen şarap ile
karıştırılarak iyileştirilebilir, çünkü sadece posadan elde edilen
şarap, çok acı ve buruk olur.
Malolaktik fermantasyon
Alkol fermantasyonu sona erdikten sonra, bol tanen içeren kırmızı
şaraplarda genellikle malolaktik fermantasyon gerçekleştirilir. Bunun
sonucunda ekşi malik asit, bakteriler sayesinde daha yumuşak laktik
aside dönüşür. Bu işlemi, alkol fermantasyonundaki gibi maya değil,
bakteriler gerçekleştirir. Eskitme, aktarma, durultma ve arıtma.
Kırmızı şaraplar, kalite ve niteliklerine göre büyüklükleri değişen,
genellikle meşeden yapılan tahta fıçılarda 6 ve 24 ay arası bir zaman
için eskimeye bırakılır (olgunlaştırılır).
Şarap, tahta fıçılarda olgunlaşırken fermantasyondan arta kalan
parçacıklar ve tortular yavaş yavaş çökelir. Şarap, bu bulanıklığı
geçirmek için tekrar tekrar yeni fıçılara alınır. Bu işleme, aktarma
denir. Şarap, son olarak şişelere doldurulmadan önce durulup,
berraklaşması için gerekli görülürse filtrelenir. Durultma sayesinde
şarabın açıklığını ve berraklığını önleyebilecek, bulanık bir görüntüye
sebep olabilecek tortular ve parçacıklar uzaklaştırılır.
Kaynak: Mustafa Can Develi |
anteplee_2005@hotmail.com
|